February 2012
20 posts
Malûmaliniz Çengelköy’ün zerzevatı, Kuzguncuk’un haşeratı,...
şehir içinde arazi arabasına binmekten daha görgüsüzce bir şey var mı acaba? bütün cip sürücüleri sözüm size hayvansınız!
şakayık açık ara öndesin bebek
tamı tamına yüzonaltı gün olsa bile istenilen tarihte istenilen mekanda yer bulmak kuyruklu yıldıza binip devr-i alem yapmak kadar zor. ya da insanlar bardaktan boşanırcasına nikahlanmaktalar.
çimler yeşil olmasına yeşil de.. kafam karman çorman. meğer ne zormuş bu düğün dernek işleri.. ne kadar çok teferruat var şu yarım aklımla düşünmem gereken.
January 2012
31 posts
ben öss’ye girerken böyle heyecanlanmadım. yirmisekizocakikibinoniki göz açıp kapayıncaya kadar geç n’olursun!
basılmamış kara bastım
susuşa geçtim
kestane kokusu
vesaire
Bir gün birini çok seveceksin. Dökülen saç...
yamuk mutluluk
sıra inci pastanesi'ne gelmesin! →
19 mayıs ve yiitk →
bugün kadıköy vapurunda yaşlıca bir amca. bir kilo baklava almış karaköy güllüoğlu’ndan. telefon açtı artık kimeyse dedi ki “kötülük olarak algılama nispet yapar gibi olmasın ama bugün canım çok sıkıldı topladım çantayı ben şimdi adaya geçiyorum ikindi çayına varmış olurum.” ben uzun uzun onu inceledim. sonra uzun uzun imrendim. bir taraftan kestane yemeye devam ettim ona da...
akıllı tahtayla ilk imtihanımı vermiş bulunmaktayım. sürekli “vay beee”,”aaa e şahaneymiiiş” tarzı tepkiler verdiğim için bacak kadarlara gülme sebebi olmuş olabilirım ama cidden vay beee. her şey çok hızlı. bir de bu bacak kadarların kanıksamış halleri var. benim uzunca bir süre kurcalayarak sevinçle oynadığım bu yeni oyuncağa verdikleri tepki çok yavan. her şey ne kadar...
“ferhunde hanımlar”da nermin vardı ya hani. deli nermin. işte o benim idolümdür. evet hem de hâlâ.
denizden geçip derede boğulmak istemiyorum